HAKKANİYET İLKESİNE GÖRE DOĞU AKDENİZ’DE MÜNHASIR EKONOMİK BÖLGE ALANLARININ SINIRLANDIRILMASI VE ORTAK KALKINMA BÖLGESİ MODELİ
https://doi.org/10.64412/MediTerra.2026.269 PDFSayfa : 14-31
Öz
Doğu Akdeniz, tarih boyunca jeopolitik, askeri ve ekonomik açıdan büyük bir öneme sahip olmuş, 20. yüzyılın sonuna doğru bölgede gerçekleştirilen hidrokarbon keşifleri de bölgenin önemini artırmış ve bölgedeki kıyı devletleri arasında deniz alanlarının paylaşılması mücadelesi başlamıştır. Deniz hukukunun kodifikasyonu için Birleşmiş Milletler bünyesinde 1958 ve 1982 yıllarında iki deniz hukuku sözleşmesi imzalanmış, bu sözleşmelerin getirdiği yeni prensiplerin uluslararası mahkemeler tarafından uyuşmazlıklara uygulanması ile içtihat ve yöntemler oluşturulmuştur. Bu süreçte sınırlandırma kuralları daha esnek ve dinamik bir yapıya kavuşmuş, başlangıçta baskın konumda olan eşit uzaklık anlayışının önemi zamanla azalmış ve hakkaniyet esaslı sınırlandırma anlayışı benimsenmiştir. Hakkaniyet ilkesi yargı uygulamalarıyla netleşmiş, son olarak üç aşamalı yöntemin ortaya konulmasıyla kurumsallaşmıştır. Bu makale kapsamında, münhasır ekonomik bölge başta olmak üzere yeni deniz hukuku kavramları ile hakkaniyet esaslı güncel sınırlandırma anlayışının Doğu Akdeniz’deki deniz yetki alanı uyuşmazlıklarına yansımaları, bölge devletlerinin tezleri ve uluslararası hukuki mevzuat çerçevesinde normatif analiz yöntemiyle incelenecek ve hakkaniyet esaslı sınırlandırma yaklaşımının Doğu Akdeniz’deki sınırlandırma uyuşmazlıkları açısından ne ölçüde bir etki yaratacağı sorusunun cevabı bulunmaya çalışılacaktır. Son olarak bölge devletleri arasında faydaların ortaklaştırılmasına yönelik bir politika önerisi olarak, ortak kalkınma bölgesi modeli genel hatlarıyla ortaya konulacaktır.
Anahtar Kelimeler
Doğu Akdeniz, Münhasır Ekonomik Bölge, Deniz Sınırlandırma Hukuku, Hakkaniyet İlkesi, Ortak Kalkınma Bölgesi
Abstract
The Eastern Mediterranean has historically been a region of significant geopolitical, military, and economic importance. The discovery of hydrocarbon resources in the region towards the end of the 20th century further increased this importance, and disputes over the delimitation of maritime boundaries among coastal states have emerged. Efforts to codify the law of the sea under the auspices of the United Nations led to the adoption of two major conventions in 1958 and 1982. Through the application of the new principles introduced by these conventions to maritime disputes by international courts, a body of jurisprudence and methods has developed. Throughout this process, delimitation principles have acquired a more flexible and dynamic character, and the initial dominance of the equidistance principle has gradually diminished, giving way to an equity-based delimitation approach. This principle of equity has been clarified through judicial practice and ultimately institutionalized with the three-stage methodology. Within the scope of this article, the implications of these new maritime law concepts, primarily the exclusive economic zone, and the equity-based delimitation approach in the Eastern Mediterranean will be examined. This analysis will employ a normative method within the framework of the regional states’ legal positions and international law, seeking to determine the potential effects of an equitable approach on these conflicts. Finally, as a policy proposal aimed at the joint utilization of benefits among regional states, a joint development zone-based solution will be outlined in general terms.
Keywords
Eastern Mediterranean, Exclusive Economic Zone, Law of Maritime Delimitation, Principle of Equity, Joint Development Zone
